Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2016/17092 Esas - 2018/5458 Karar ve 24.04.2018 Tarihli Kararı
Künye
Mahkeme: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi
Esas No: 2016/17092
Karar No: 2018/5458
Tarih: 24.04.2018
Dava Türü: Boşanma
Mevzuat
- Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 166/2: Evlilik birliğinin temelden sarsılması nedeniyle boşanma.
- TMK m. 4: Hakkaniyet ilkesi, nafaka ve diğer medeni hukuk düzenlemelerinde hakkaniyete uygun karar verilmesi.
- Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK) m. 438/son: Bozma kararları ve gerekçeli onama.
Özet
Yerel mahkeme, davalı kadının eşine hakaret ettiği, aşağıladığı ve iftiralar attığı; davacı erkeğin ise eşine hakaret edip fiziksel şiddet uyguladığı gerekçesiyle tarafların boşanmasına karar vermiştir. Ancak Yargıtay, yapılan yargılama ve toplanan deliller çerçevesinde davacı erkeğin, davalı kadına göre daha fazla kusurlu olduğu sonucuna varmıştır. Mahkemece kusur tespiti yapılırken bazı olayların affedildiği göz ardı edilmiştir.
Ayrıca, ortak çocuğun velayeti anneye verilmesine rağmen hükmedilen iştirak nafakasının yetersiz olduğu belirlenmiş, TMK m. 4’teki hakkaniyet ilkesi dikkate alınarak daha yüksek nafaka takdir edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Sonuç olarak, boşanma hükmü gerekçesi düzeltilerek onanmış, ancak nafaka miktarı yönünden karar bozulmuştur.
Anahtar Kelimeler
Boşanma davası, eşlerin kusur oranı, nafaka miktarı, hakkaniyet ilkesi, fiziksel şiddet, hakaret, çocuk velayeti, iştirak nafakası, evlilik birliğinin temelden sarsılması, Yargıtay boşanma kararları.
Sorular
- Boşanma davalarında eşlerin kusur oranı nasıl belirlenir?
- Hangi durumlar boşanmada ağır kusur olarak değerlendirilir?
- Nafaka miktarı belirlenirken hangi kriterler göz önüne alınır?
- Çocuk velayeti kime verilir ve nafaka nasıl belirlenir?
- Boşanma kararında hakkaniyet ilkesi nasıl uygulanır?
KARAR
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1- Mahkemece, "davalı kadının sürekli olarak eşini aşağıladığı, şerefsiz, köpek şeklinde hakaretler ettiği, kıskançlık gösterdiği ve eşine kendisini aldattığından bahisle iftiralar attığı, eşimi sevmiyorum, tiksiniyorum şeklinde beyanlarda bulunduğu, kaldıkları lojmanda sürekli kavga çıkartarak davacı erkeğin başka illere tayin istemesine sebep olduğu, buna karşın davacı erkeğin ise davalı kadına küfür ve hakaretler ettiği, kadını dövdüğü" gerekçesiyle tarafların boşanmalarına ve boşanmanın fer'ilerine karar verilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden, boşanmaya sebep olan olaylarda eşine sürekli ağır hakaretler ve küfürler eden ve fiziksel şiddet uygulayan davacı erkeğin, kendisine ağır hakaretler eden ve sevmediğini söyleyen davalı kadına göre daha ziyade kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Kadına yüklenen "kaldıkları lojmanda sürekli kavga çıkartarak davacı erkeğin başka illere tayin istemesine sebep olduğu" şeklindeki vakıadan sonra evlilik birliğinin uzunca bir süre devam etmesi sebebiyle bu olayın davacı tarafından affedildiği en azından hoşgörü ile karşılandığı anlaşılmakta olup, kusur belirlemesinde dikkate alınamaz. Kadının "kıskançlık gösterdiği ve eşine kendisini aldattığından bahisle iftiralar attığı" vakıasının ise, tarafların ortak çocuklarının babasının başka bir kadın ile görüşmesini annesine anlattığı beyanı karşısında kadının bu durumla ilgili şüphelerini dile getirmesi sebebiyle, kusur olarak yüklenmesi doğru değildir. Hal böyleyken davacı erkeğin boşanma davası yönünden Türk Medeni Kanunun 166/2. maddesi koşulları gerçekleştiğine göre boşanma davasının kabul kararı sonucu itibariyle doğru olduğundan boşanma kararının gerekçesi değiştirilmek suretiyle onanması gerekmiş (HUMK m. 438/son) ve davalı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre velayeti davalı anneye bırakılan ortak çocuk 30.01.2008 doğumlu ...'nin ihtiyaçlarına nazaran takdir edilen iştirak nafakası azdır. Mahkemece Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, davalı kadının diğer temyiz itirazlarının ise 1. bentte açıklanan sebeple boşanma hükmünün gerekçesinin düzeltilmek suretiyle ONANMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 24.04.2018
Popüler Aramalar
Boşanma davası
Kusur oranı
Hakkaniyet ilkesi
Fiziksel şiddet
Hakaret
İştirak nafakası
Çocuk velayeti
Nafaka artırımı
Evlilik birliğinin sarsılması
Aile mahkemesi
Yargıtay kararı
Temyiz
Eşler arası kusur
Hukuki değerlendirme
Bozma kararı
Medeni Kanun
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu
Affedilen olaylar
Aile içi şiddet
Boşanma sebepleri
Karşıyaka boşanma avukatı
karşıyaka avukat
izmir boşanma avukatı
boşanma avukatı
izmir avukat




