Avukat Pınar KONAÇ Logo
Av. Pınar KONAÇ - Karşıyaka Avukat - İzmir Avukat
Av. Pınar KONAÇ - Karşıyaka Avukat - İzmir Avukat
Av. Pınar KONAÇ - Karşıyaka Avukat - İzmir Avukat
Av. Pınar KONAÇ - Karşıyaka Avukat - İzmir Avukat
Av. Pınar KONAÇ - Karşıyaka Avukat - İzmir Avukat

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2020/1206 Esas - 2020/8776 Karar ve 22.09.2020 Tarihli Kararı

Künye

Mahkeme: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No: 2020/1206
Karar No: 2020/8776
Karar Tarihi: 22.09.2020
Dava Türü: Alacak

Mevzuat

  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu

    • Madde 132: Borcu doğuran işlemler şekle bağlı olsa dahi ibra sözleşmeleri ile borç ortadan kaldırılabilir.
    • Madde 420: İşçi alacaklarına ilişkin ibra sözleşmeleri yazılı olmalı, iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra en az bir ay geçmiş olmalı, alacak türü ve miktarı belirtilmeli ve ödeme banka aracılığıyla yapılmalıdır.
  • 4857 sayılı İş Kanunu

    • Madde 19: Feshe itiraz bakımından işçinin bir ay içinde işe iade davası açma hakkı bulunmaktadır.
  • 818 sayılı Eski Borçlar Kanunu

    • Madde 23-31: İrade fesadı hükümleri kapsamında, işçinin hataya düşmesi, hile veya korkutma ile karşılaşması durumunda ibra iradesi geçerli değildir.
    • Madde 21: Aşırı yararlanma (gabin) ölçütü, işçi-işveren arasındaki ibraname değerlendirmesinde dikkate alınmalıdır.

Özet

Davacı, işverenin yurtdışındaki işyerinde ağır vasıta şoförü olarak çalıştığını, fazla mesai, hafta tatili ve bayram ücretlerinin ödenmediğini belirterek kıdem ve ihbar tazminatları ile işçilik alacaklarının tahsilini talep etmiştir. Davalı işveren, işçinin belirli tarihlerde çalıştığını, kıdem ve ihbar tazminatlarının ödendiğini, fazla mesai ücretlerinin hesaplara yatırıldığını savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesi, davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Tarafların istinaf başvurusu üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi, işçinin yurtdışında geçirdiği sürenin fazla mesai hesabından düşülmesi gerektiğini belirterek önceki kararı kaldırmıştır.

Temyiz incelemesinde Yargıtay, taraflar arasında düzenlenen ibranamelerin geçerliliğini tartışmıştır. İş ilişkisinin devamı sırasında alınan ibranamelerin geçersiz olduğu, ayrıca iş sözleşmesinin feshinden sonra imzalanan ibranamenin bir aylık süreden önce düzenlenmesi nedeniyle de hükümsüz olduğu değerlendirilmiştir. İşçinin tüm çalışma süresine göre kıdem ve ihbar tazminatlarının hesaplanması gerektiği belirtilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur.

Anahtar Kelimeler

  • İşçi alacakları
  • Kıdem tazminatı
  • İhbar tazminatı
  • Fazla mesai ücreti
  • Hafta tatili ücreti
  • Genel tatil ücreti
  • İbraname geçerliliği
  • Borçlar Kanunu 420. madde
  • İş Kanunu
  • Yargıtay içtihadı

Sorular

  • İşveren tarafından alınan ibranameler her zaman geçerli midir?
  • İşçinin kıdem ve ihbar tazminatı hakkı hangi şartlarda ortadan kalkar?
  • Fazla mesai ücreti nasıl hesaplanır ve hangi durumlarda ödenmez?
  • İşçinin yurtdışında çalışması halinde işçilik alacakları nasıl değerlendirilir?
  • İşçinin işten çıkarılması sonrası ibraname imzalaması haklarını nasıl etkiler?

KARAR

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 22.09.2020 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına vekili Avukat ... ile karşı taraf adına vekili Avukat ... geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin, davalı işverenin ...'daki işyerinde 29.07.2006-31.08.2012 tarihleri arasında ağır vasıta şoförü olarak net 1.350,00 USD maaşla çalıştığını, müvekkilinin sabah 07.00' den akşam 21.00’ e kadar çalıştığını, hiç fazla mesai ücreti ödenmediğini, tüm hafta tatili günlerinde çalışmasına karşın hiç hafta tatili ücreti ödenmediğini, dini bayramların ilk ... günü dışında tüm ... bayram günleri çalıştığını ancak ücretinin ödenmediğini, ... sözleşmesinin işverence feshedildiğini, müvekkilinden tazminat ve ücretlerin ödeneceğine taahhüt edilerek ibraname alındığını, ancak tazminata ilişkin kısmi bir ödeme yapıldığını, diğer işçilik alacaklarının hiç ödenmediğini belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile birlikte bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.

Davalı Cevabının Özeti:

Davalı vekili, davacının müvekkiline ait işyerinde 27.07.2006 tarihinde çalışmaya başladığını, 29.....2010 tarihinde ... sözleşmesinin sona erdiğini, kıdem ve ihbar tazminatının eksiksiz ödendiğini, davacının 08.07.2010 tarihinde tekrar çalışmaya başladığını,31.08.2012 tarihinde ... sözleşmesinin feshedildiğini, bu dönem için de ihbar ve kıdem tazminatının ödendiğini, davacının 22.05.2011 tarihinde ... şirketine transfer olduğunu, bu şirketin kendisine mesailer oranında ödemeler yaptığını, aylık ücretinin sözleşme ile 600,00 USD olarak belirlendiğini, şantiyede 08.00-17.00 saatleri arasında haftanın altı günü çalışma yapıldığını, haftada bir gün izin kullanıldığını, davacının çalışma yaptığı ... ülkesinde hafta tatilinin Cuma günü olduğunu, dini bayramlarda ve nevruzda çalışma yapılmadığını, fazla mesai yapıldığını ve karşılığının aylık ücretlerle birlikte hesaplarına yatırıldığını, davacının kıdem ve ihbar tazminatı, hafta tatili, genel tatil alacağının bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda toplanan delillere göre bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İstinaf Başvurusu:
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı, davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti:

Bölge Adliye Mahkemesince, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun ise davacının ...'de geçirdiği 83 günlük sürenin fazla mesai ücret hesabından mahsup edilmesi gerektiği gerekçesiyle HMK. 353/b-2. maddesi uyarınca kabulü ile ... Anadolu 24. ... Mahkemesi 30/03/2018 tarih ve 2015/330 esas-2018/259 karar sayılı kararının ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir.

Temyiz Başvurusu:

Karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

Gerekçe:

1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Taraflar arasında düzenlenen ibranamelerin geçerli olup olmadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
... Hukukunda ibra sözleşmesi 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı ... Borçlar Kanunu’nda düzenlenmiş olup, kabul edilen Yasanın 132 inci maddesinde “Borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir” şeklinde kurala yer verilmiştir.
... ilişkisinde borcun ibra yoluyla sona ermesi ise 6098 sayılı ... Borçlar Kanunu’nun 420. maddesinde öngörülmüştür. Sözü edilen hükme göre, işçinin işverenden alacağına ilişkin ibra sözleşmesinin yazılı olması, ibra tarihi itibarıyla sözleşmenin sona ermesinden başlayarak en az bir aylık sürenin geçmiş bulunması, ibra konusu alacağın türünün ve miktarının açıkça belirtilmesi, ödemenin hak tutarına nazaran noksansız ve banka aracılığıyla yapılması şarttır. Bu unsurları taşımayan ibra sözleşmeleri veya ibraname kesin olarak hükümsüzdür. Hakkın gerçek tutarda ödendiğini ihtiva etmeyen ibra sözleşmeleri veya ibra beyanını muhtevi diğer ödeme belgeleri, içerdikleri miktarla sınırlı olarak makbuz hükmündedir. Bu hâlde dahi, ödemelerin banka aracılığıyla yapılmış olması gerekir.
6098 sayılı ... Borçlar Kanunu’nun 420. maddesinde, ... sözleşmesinin sona ermesinden itibaren bir ay içinde yapılan ibra sözleşmelerine geçerlilik tanınmayacağı bildirilmiştir. Aynı maddede, alacağın bir kısmının ödenmesi şartına bağlı ibra sözleşmelerinin (ivazlı ibra), ancak ödemenin banka kanalıyla yapılmış olması halinde geçerli olacağı öngörülmüştür. 4857 sayılı Kanun'un 19. maddesinde, feshe itiraz bakımından bir aylık hak düşürücü süre öngörülmüş olmakla, feshi izleyen bir ay içinde işçinin işe iade davası açma hakkı bulunmaktadır. Bu noktada feshi izleyen bir aylık süre, işçinin eski işine dönüp dönmeyeceğinin tespiti bakımından önemlidir. O halde feshi izleyen bir aylık sürede işverenin olası baskılarını azaltmak, ... güvencesinin sağlanması için de gereklidir. Geçerli ve haklı neden iddialarına dayanan fesihlerde dahi ibraname düzenlenmesi için feshi izleyen bir aylık sürenin beklenmesi gerekir. Bir aylık bekleme süresi kısmi ibra açısından işçinin bir kısım işçilik alacaklarının ödenmesinin bir ay süreyle gecikmesi anlamına gelse de temelde işçi yararına bir durumdur. Hemen belirtelim ki bir aylık bekleme süresi ibra sözleşmelerinin düzenlenme zamanı ile ilgili olup ifayı ilgilendiren bir durum değildir. Başka bir anlatımla işçinin fesih ile muaccel hale gelen kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve izin ücreti gibi haklarının ödeme tarihi bir ay süreyle ertelenmiş değildir.
6098 sayılı ... Borçlar Kanunu’nun değinilen maddesinde, işverence yapılacak olan ödemelerin banka yoluyla yapılması zorunluluğunun getirilmesi, ibranamenin geçerliliği noktasında sonuca etkilidir. Ancak banka dışı yollarla yapılan ödemelerde de borç ibra yerine tamamen veya kısmen ifa yoluyla sona ermiş olur.
Sözü edilen yasal düzenleme, sadece işçinin alacaklı olduğu durumlar için işçi yararına kısıtlamalar öngörmektedir. İşverenin cezai şart ve eğitim gideri talep ettiği yine işçinin vermiş olduğu zararın tazminine dair uygulamalarda ve hatta sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde işçinin işverene borçlu olduğu durumlarda, taraflar, herhangi bir sınırlamaya tabi olmaksızın işçinin borçlarını ibra yoluyla sona erdirebilirler.
Değinilen maddenin ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri, destekten yoksun kalanlar ile işçinin diğer yakınlarının isteyebilecekleri tazminat ve alacaklar dâhil, hizmet sözleşmesinden doğan bütün haklar yönünden uygulanır.
6098 sayılı ... Borçlar Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden sonra düzenlenen ibra sözleşmeleri için yasal koşulların varlığı aranmalıdır. Ancak 6098 sayılı Borçlar Kanununun yürürlükte olmadığı dönemde imzalanan ibranamenin geçerliliği sorunu, Dairemizin konuyla ilgili ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmelidir. İbranamenin feshi izleyen bir aylık süre içinde düzenlenmesi ve ödemelerin banka kanalıyla yapılmamış oluşu 01.07.2012 tarihinden önce düzenlenen ibra sözleşmeleri için geçersizlik sonucu doğurmaz.
İşçi ve işveren arasında işverenin borçlarının sona erdirilmesine yönelik olarak ... Borçlar Kanunu’nun yürürlülüğü öncesinde yapılan ibra sözleşmeleri yönünden geçersizlik sorunu aşağıdaki ilkeler dahilinde değerlendirilmelidir:
a)-Dairemizin kökleşmiş içtihatları çerçevesinde, ... ilişkisi devam ederken düzenlenen ibra sözleşmeleri geçersizdir. İşçi bu dönemde tamamen işverene bağımlı durumdadır ve ... güvencesi hükümlerine rağmen ... ilişkisinin devamını sağlamak veya bir kısım işçilik alacaklarına bir an önce kavuşabilmek için iradesi dışında ibra sözleşmesi imzalamaya yönelmesi mümkün olup, Dairemizin kararlılık kazanmış uygulaması bu yöndedir
b)-İbranamenin tarih içermemesi ve içeriğinden de fesih tarihinden sonra düzenlendiğinin açıkça anlaşılamaması durumunda ibranameye değer verilemez
c)-İbranamenin geçerli olup olmadığı 01.07.2012 tarihine kadar yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanununun irade fesadını düzenleyen 23-31. maddeleri yönünden de değerlendirilmelidir. İbra sözleşmesi yapılırken taraflardan birinin esaslı hataya düşmesi, diğer tarafın veya üçüncü şahsın hile ya da korkutmasıyla karşılaşması halinde, ibra iradesinden söz edilemez.
Öte yandan 818 sayılı Borçlar Kanununun 21 inci maddesinde sözü edilen aşırı yararlanma (gabin) ölçütünün de ibra sözleşmelerinin geçerliliği noktasında değerlendirilmesi gerekir.
İbranamedeki irade fesadı hallerinin, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 31. maddesinde öngörülen bir yıllık hak düşürücü süre içinde ileri sürülmesi gerekir. Ancak, işe girerken alınan matbu nitelikteki ibranameler bakımından ... ilişkisinin devam ettiği süre içinde bir yıllık süre işlemez.
d)-İbra sözleşmesi, varlığı tartışmasız olan bir borcun sona erdirilmesine dair bir yol olmakla, varlığı şüpheli ya da tartışmalı olan borçların ibra yoluyla sona ermesi mümkün değildir. Bu nedenle, işçinin hak kazanmadığı ileri sürülen bir borcun ibraya konu olması düşünülemez. Savunma ve işverenin diğer kayıtları ile çelişen ibra sözleşmelerinin geçersiz olduğu kabul edilmelidir
e)-Miktar içeren ibra sözleşmelerinde ise, alacağın tamamen ödenmiş olması durumunda borç ifa yoluyla sona ermiş olur. Buna karşın kısmi ödeme hallerinde, Dairemizin kökleşmiş içtihatlarında ibraya değer verilmemekte ve yapılan ödemenin makbuz hükmünde olduğu kabul edilmektedir
f)-Miktar içermeyen ibra sözleşmelerinde ise, geçerlilik sorunu titizlikle ele alınmalıdır. İrade fesadı denetimi yapılmalı ve somut olayın özelliklerine göre ibranamenin geçerliliği konusunda çözümler aranmalıdır
g)-Yine, işçinin ibranamede yasal haklarını saklı tuttuğuna dair ihtirazi kayda yer vermesi ibra iradesinin bulunmadığını gösterir
h)-İbranamede yer almayan işçilik alacakları bakımından, borcun sona erdiği söylenemez. İbranamede yer alan işçilik alacaklarının bir kısmı yönünden savunma ile çelişkinin varlığı ibranameyi bütünüyle geçersiz kılmaz. Savunma ile çelişmeyen kısımlar yönünden ibra iradesine değer verilmelidir Başka bir anlatımla, bu gibi durumlarda ibranamenin bölünebilir etkisinden söz edilebilir. Bir ibraname bazı alacaklar bakımından makbuz hükmünde sayılırken, bazı işçilik hak ve alacakları bakımından ise çelişki sebebiyle geçersizlikten söz edilebilir. Aynı ibranamede çelişki bulunmayan ve miktar içermeyen kalemler bakımından ise borç ibra yoluyla sona ermiş sayılabilir.
İbraname savunması, hakkı ortadan kaldırabilecek itiraz niteliğinde olmakla yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir.
Somut olayda; davacı Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarına göre 29.07.2006-29.....2010, 08.07.2010-31.08.2012 tarihleri arasında davalı işyerinde çalışmış olup 29.....2010 ve 31.08.2012 tarihli imzalı ibranameler düzenlendiği, 29.....2010 tarihli ibranamede miktar belirtilmediği, 31.08.2012 tarihli ibranamede ise kıdem ve ihbar tazminatının miktar olarak belirtildiği, diğer alacak kalemlerinin miktarının belirtilmediği ve alacakların eksiksiz olarak alındığının beyan edildiği görülmüştür. Bölge Adliye Mahkemesince ibraname içeriğine göre davacının kıdem ve ihbar tazminatı talepleri yönünden davalı işverenliğin ibra edildiği gerekçesi ile kıdem ve ihbar tazminatı alacağının bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Sözü edilen ibranemelerden 29.....2010 tarihli ibranamede miktar içermediği,aynı tarihli muavin defter kayıtlarında tazminat açıklaması ile tahakkuk bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacı taraf çalışmasının kesintisiz olarak devam ettiğini 29.....2010 tarihinde izinli olarak Türkiyeye döndüğünü ve davalının çıkış evrakları adı altında bu belgeyi imzalattığını beyan etmiştir. Davalı ... beyanında davacının 2007-2012 yılları arasında davalının işyerinde çalıştığını ve ... sözleşmesinin 2012 yılında işverence feshedildiğini beyan etmiştir. Davacının yurtdışı giriş çıkış kayıtlarına göre 29.....2010 tarihinde Türkiyeye girişi 10.07.2010 tarihinde de çıkışı bulunduğu anlaşılmaktadır.Davalı tanık beyanı,davacı tarafın iddiası ve yurtdışı giriş çıkış kayıtları dikkate alındığında davacının çalışmasının sona ermediği, bu nedenle çalışması devam ederken alınan ibrannamenin geçerli olmadığı anlaşılmaktadır. Davacının ... sözleşmesinin feshinden sonra 6098 sayılı ... Borçlar Kanunu döneminde imzalanan 31.08.2012 tarihli ibraname bakımından ise fesihten sonra bir aylık süre geçmeden imzalandığı anlaşıldığından bu ibranamenin de geçersiz olduğu anlaşılmaktadır. Emsal dava dosyalarında da (Dairemizin 2019/1988-1990 esas sayılı) ibranamelerin geçersiz olduğunun kabul edildiği anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenler ile Mahkemece davacının tüm hizmet süresine göre kıdem ve ihbar tazminatları hesaplanarak, 29.....2010 tarihli ibraname ile davalı şirketin muavin defter kayıtlarına ve davacı imzalı para makbuzuna göre ödendiği belirtilen tazminat miktarlarının yasal faizi mahsubu ile 10.10.2012 tarihinde banka kanalıyla ödenen kıdem ve ihbar tazminatı miktarlarının da mahsup edilerek kıdem ve ihbarı tazminatı hüküm altına alınması gerekli iken yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, davacı yararına takdir edilen 2.540,00 TL duruşma vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 22.09.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Popüler Aramalar

  • İşçi alacakları

  • Kıdem tazminatı

  • İhbar tazminatı

  • Fazla mesai ücreti

  • Hafta tatili ücreti

  • Genel tatil ücreti

  • İbraname geçerliliği

  • İş sözleşmesi feshi

  • Borçlar Kanunu

  • İş Kanunu

  • Yargıtay içtihadı

  • İşçi hakları

  • İşveren sorumluluğu

  • SGK kayıtları

  • Yurtdışı işçilik alacakları

  • İbra sözleşmesi şartları

  • Hak düşürücü süre

  • İşçi-işveren uyuşmazlığı

  • Banka aracılığıyla ödeme

  • Çalışma süresi hesaplaması

  • karşıyaka işveren avukaı

  • karşıyaka işçi avukatı

  • karşıyaka avukat

  • karşıyaka iş hukuku avukatı

  • işçi avukatı

  • işveren avukatı

  • iş hukuku avukatı